Güncel - Politika "Makale"
Bilim - Teknoloji "Makale"
|
Anasayfa
 Mozilla firmasının gözbebeği durumundaki Firefox'un yeni versiyonu çıktı. Bu yeni versiyon ile birçok yeni özellik ve geliştirme de bizleri bekliyor. Internet Explorer'a karşı en ciddi rakip olarak tanımlanan Firefox'un bu yeni versiyonu da aradaki rekabeti iyice kızıştıracak gibi görünüyor. Sahip olduğu kullanım kolaylıkları ve açık kaynak kodlu bir yazılım olması dolayısıyla kullanıcıları cezbeden Firefox kendini geliştirmeye ve değiştirmeye devam ediyor. Bu gelişimin geldiği en son nokta ise bu versiyon ile birlikte kullanıcılara sunulmuş durumda. Yeni web standartlarının en önemli özelliklerinden birisi olan etiketleme özelliği bir internet tarayıcısına nasıl adapte edilir sorusunun en güzel cevabı kesinlikle Firefox tarafından verilmiş durumda. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Türkiye, yeni nesil hızlı internet ile 1 Temmuzda tanışacak. İnternet hızının 8 kat artarak 4 megabitten 32 megabite çıkaracak VDSL2’nin (Very High Speed Digital Subscriber Line-Yüksek Hızlı Sayısal Abone Hattı) aylık ücreti 169 YTL olarak belirlendi.
Türk Telekom yetkililerinden edinilen bilgiye göre, VDSL2 teknolojisinin hizmete girmesi ile birlikte şu anda 4 megabit olan internet hızı 8 kat artarak 32 megabite çıkacak. Hızın artması ile kullanıcılar internet üzerinden film veya müzikleri daha kısa sürede indirebilecek, interaktif oyunlar daha hızlı oynanabilecek. VDSL2 ile birlikte IPTV’nin de altyapısı hazırlanmış olacak. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Richard STALLMAN
Yazılım sahipleri, komşularımıza yardım ettiğimizde, bu yaptığımız şeyin 'korsanlık' olduğunu söylediklerinde, toplumumuzun ruhunu kirletmiş olurlar. Bu yüzden özgür yazılımdan bahsederken kast ettiğimiz özgürlük kavramıdır; fiyat kavramı değil.
BİA (Boston) - Sayısal bilgi teknolojisi, bilginin güncellenmesini ve kopyalanmasını kolaylaştırarak insanlığa katkıda bulunmaktadır. Bilgisayarlar bu işlemleri hepimiz için daha kolay hale getirmeyi vaad etmektedirler.
Bu kolaylaştırma, herkes tarafından istenmemektedir. Telif hakları sistemi bilgisayar yazılımlarının birer "sahibi" olmasını getirmekte, ve bu 'sahipler'in çoğu, ilgili yazılımların potansiyel faydalarını kamu ile paylaşmak istememektedirler. Kullandığımız yazılımların yalnızca kendileri tarafından kopyalanabilir ve değiştirilebilir olmasını istemektedirler.
Telif hakları sistemi matbaa ile eşzamanlı gelişmiştir --- yanı kopyalamaya seri üretimi getiren teknoloji ile. Telif hakları sistemi bu teknoloji ile uyum içindeydi çünkü burada söz konusu olan sadece seri ve yüksek hacimli üretim yapabilecek kopyalayıcıların kısıtlanmasıydı. Bu sistem, kitap okurlarının özgürlüğünü kısıtlamıyordu. Baskı makinasına sahip olmayan sıradan bir okur, kitabını ancak kalem ve mürekkep kullanarak kopyalabilirdi ve bunun için çok az okur suçlanmıştı.
Sayısal teknoloji matbaaya göre çok daha esnektir: bilgi bir kez sayısal hale sokulduktan sonra kolayca kopyalanarak başkaları ile paylaşılabilir. İşte tam da bu esneklik telif hakları sistemi ile uyumsuzluğa yol açar. Günümüzde yazılım telif haklarının uygulanması için giderek artan şiddette tedbirlerin alınmasına da bu uyumsuzluk yol açmaktadır. Yazılım Yayıncıları Birliği'nin (Software Publishers Association - SPA) şu dört uygulamasına bakalım:
* Arkadaşınıza yardım etme amacıyla dahi olsa yazılım sahiplerine itaat etmemenin yanlış olduğunu vurgulayan yoğun propaganda. * İş ya da okul arkadaşlarını gizlice şikayet edecek işpiyoncularla işbirliğine gidilmesi.
* İşyerlerine ve okullara (genellikle polis yardımı ile) yapılan baskınlar ve insanlardan kanun dışı kopyalama yapmadıklarına dair kanıt istenmesi.
* MİT'den David LaMacchia gibi kişilerin, bırakın yazılım kopyalamayı (herhangi bir şey kopyaladığı yoktu), sadece kopyalama cihazlarını açıkta bırakmaları ve bunların kullanımını sansürlemedikleri gerekçeleri ile resmen suçlanmaları (ABD devleti tarafından, SPA'nın talebi üzerine).
Bu uygulamalar, her kopyalama makinesinin başında izinsiz kopyalamayı engellemek üzere bir görevli bulunan ve vatandaşlarının bilgiyi gizlice kopyalayıp el altından 'şamızdat' olarak dağıtmak zorunda kaldığı eski Sovyetler Birliği'ndeki uygulamaları andırmaktadır. Elbette aralarında fark var: Sovyetler Birliği'ndeki bu uygulamaların amacı politik idi, ABD'de ise asıl amaç kârdır. Ancak bizi etkileyen amaçlar değil eylemlerdir. Her ne sebeple olursa olsun bilgi paylaşımının engellenmek istenmesi benzer yöntemlere ve sert uygulamalara yol açmaktadır.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
2010 yılı başlarından itibaren ekrana dokunarak PC’mizdeki objelerin yerlerini değiştirmemiz mümkün olacak. Microsoft’un sinyalini verdiği yeni sistemde artık mouse kullanmaya gerek kalmayacak.
Windows 7 kullanıcıları işaretleyip TIK’lamak yerine dokunmak suretiyle bilgisayarlarını kullanıyor olacak. Dünyanın en etkili bilgisayar şirketi bize klavye ve mouse kullandığımız dönemin sonunun gelmekte olduğunu belirtiyor.
Bilgisayar kullanıcıları olarak şu an sahip olduğumuz beceri ve alışkanlıklara ulaşmamız uzun zaman aldı. Belli olmayan husus ise şu: Bu yeni sisteme alışmak acaba ne kadar vaktimizi alacak? 2010 yılına kadar piyasaya çıkması beklenmeyen Windows 7, Microsoft’un çok uzun zamandır sürdürdüğü ve teknoloji konusunda Apple tarafından götürülen öncü rolünü yakalamak yolunda çok önemli bir adımı oluşturuyor. Geçenlerde Kaliforniya’daki bir konferansta Bill Gates “Sistemle kurduğunuz ilişki dramatik bir şekilde değişecek” sözleriyle açılışı yaptı. “Bugün için bütün kontrol mekanizması klavye ve mouse kullanımına dayanıyor” diyen Bill Gates çok yakın bir gelecekte konuşarak ve dokunarak bilgisayarlarla iletişim kuracağıız bir dönemin gelmekte olduğunu bildirdi. Analist Roberta Cozza ise karşı bir görüş seslendiriyor: “Cep telefonları ve avuç içi bilgisayarları kullanırken ‘dokunmak’ iyi bir yöntem ama iş PC kullanımına gelince her seferinde kolumuzu kaldırmak belki de bize zor gelecek.” |
|
Devamını oku...
|
|
Uzmanlar, anne sütünden sonra en değerli besinin balık olduğunu söyledi. Çolakoğlu, balık etinin ucuz protein ve enerji kaynağı olduğunu açıkladı. Uzmanlar balığın, anne sütünden sonra en değerli besin olduğunu söyledi. Doç. Dr. Fatma Arık Çolakoğlu, balık etinin ucuz protein ve enerji kaynağı olduğunu açıkladı. Balık tüketiminin bitkisel ürünler ve kırmızı et tüketimine oranla geri kaldığını ifade eden Çolakoğlu, ''Oysa ki ülkemizde dengeli ve sağlıklı beslenme açısından elimizdeki besin kaynaklarının niteliklerini acilen öğrenmemiz ve bilinçli şekilde değerlendirmemiz zorunlu hale gelmiştir'' dedi. Dengeli beslenmenin esas ögesinin protein olduğunu belirten Çolakoğlu, şöyle konuştu: ''Balık eti, aminoasitlerin hepsini içermesinden dolayı oldukça değerlidir. Etin içerdiği bağ dokusunun oranı onun hazmedilebilirlik düzeyini belirler. Balık eti, düşük oranda bağ dokusu içermesi nedeniyle sığır etine oranla daha kolay hazmedilir ve vücutta daha kısa sürede kullanıma sunulur. Anne sütü biyolojik değer açısından 100 olarak kabul edilirse takip eden sıralamada 93 ile deniz balığı, 89 ile inek sütü, 87 ile sıcakkanlı hayvanların eti gelmektedir. Balık, anne sütünden sonra en değerli besindir. Normal şartlarda 200 gram tüketilen balık eti, bir insanın günlük protein ihtiyacının yüzde 70'ini karşılamaktadır.'' |
|
|
Bazen itici bazen çekici gelebilir. En hoş koku hangisi? Ona da genler karar verir! İnsan burnu inanılmaz derecede hassastır. Ufak miktarlarda bile olsa kokuyu alır ve birbirinden farklı 10.000 kokuyu tanırız. 1990'lara kadar bunun nasıl olduğunu tam olarak bilmiyorduk ama Linda Buck ve Richard Axel adındaki iki Amerikalı araştırmacı gerçekleştirdikleri çalışmalar sayesinde koku alma ve kokuyu tanıma sistemimizin nasıl çalıştığını açığa çıkardılar. Bu çalışma onlara 2004 Nobel ödülünü kazandırdı. |
|
Devamını oku...
|
|
Söz konusu olan bilimlerin, özellikle de doğa bilimlerinin alanı olduğunda burjuva bilim çevrelerinin sözcüleri, "Bilimin de sınıfsallığı mı olur; Marksistler bilimi de sınıflar mücadelesinin alanına sokarak ifrada kaçmışlardır" iddiasını büyük bir hevesle öne sürerler. Öyle ya, "patronlar için ayrı işçiler için ayrı bir yer çekimi yok"tur. Ya da, "burjuvaların evlerinde de proleterlerin evlerinde de su 100 santigrat derecede kaynar..." gibi "yalın gerçekler" öne sürerek, "çürütülemez" kanıtlar bulduklarını sanarak ukalalaşırlar. Doğa bilimleriyle, sosyoloji, psikoloji gibi insan bilimlerine geçişin arasında yer aldığını düşündükleri iktisat alanını da doğa yasalarıyla açıklamayı tercih ederler. En azından iktisat yasalarının da fizik, kimya ve biyoloji alanı kadar doğal yasalarla yönetildiğini iddia ederler. |
|
Almanya Marksist-Leninist partilerin bazı eğilimleri üzerine:Kore Halk Cumhuriyeti'ne karşı tutumumuz nedir?Anti-emperyalist mücadeleyle dayanışmaya evet diyoruz. Ancak Kuzey Kore'de sosyalizmin varlığından sözedilemez. Güney Kore'de öğrencilerin Kore'nin birleşmesini savunmaları ve binlerce ABD'li askerin çekilmesini istemeleri nedeniyle devlet iktidarı tarafından terörize edilmeleri ve karaya oturan Kuzey Kore denizaltısı ile ilgili olaylar, bu ülkeyi dünya kamuoyunun merkezine oturttu. Daha önce ise, Kore Halk Cumhuriyeti'nin ölen liderinin oğlu Kim Jong Il ile ilgili spekülasyonlar, büyük karmaşıklıklar içine düşmüş ve uluslararası yardım alamayan Kuzey Kore'nin çöküşünü özlemle bekleyen batı medyasınca yayılmıştı. |
|
Devamını oku...
|
|
 Türkiye'nin en büyük video paylaşım sitesi izlesene.com'un ziyaretçi sayısı, YouTube'a erişimin kapalı olduğu geçtiğimiz haftada ikiye katlanarak günlük 650 bin sınırını geçti.
İzlesene.com'un günlük yeni üye sayısı 4.5 kat artışla 4.500'e yükselirken, her gün eklenen video sayısı da 3.5 kat artarak 600'den 2.100'e çıktı.
Ayda 100 milyondan fazla videonun izlendiği www.izlesene.com, son bir haftada ziyaretçi rekoru kırdı. 18 Ocak - 23 Ocak tarihleri arasında izlesene.com'u ziyaret edenlerin günlük ortalama sayısı ikiye katlanarak 650 bine ulaştı. Günlük yeni üye sayısı ise %450 artışla 1.000'den 4.500'e yükseldi.
Nokta İnternet Teknolojileri'nin en büyük ikinci sitesi olan izlesene.com, Türkçe içeriğiyle video tutkunlarına keyifli bir paylaşım ortamı sunuyor. Kayıtlı 600 bine yakın üyesi ve 156 bin video ile Türkiye'nin en büyük video topluluğu olan izlesene.com'un veritabanına bu süre içinde günde ortalama 2.100 video eklendi.
21.710 komik videosu ve 15.220 spor videosuyla genç-yaşlı herkesin büyük ilgisini çeken izlesene.com, Türkiye'nin en çok ziyaret edilen ilk 100 sitesi içinde yer alıyor. |
|
 Sulukule'deki kentsel yenileme projesiyle ilgili bir meclis soru önergesini yanıtlayan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, mahallenin, Osmanlı mimarisiyle yeniden şekilleneceğini ve bu yapı tiplerinin üniversite öğretim üyesi olan proje tasarımcıları tarafından belirlendiğini açıkladı. Bakanın bu açıklamalarının kafalardaki sorulara bir cevap olmadığını, tam tersine daha büyük endişelere mahal verecek sözler olduğunu belirtmek istiyoruz. |
|
Devamını oku...
|
|
 Hrant Dink tehdit edildiğinde, bugün Agos'un önündeki kadar çok bile değil, yalnızca bir iki polis olsaydı, Rakel'in dediği gibi şimdi cezaevinde üçüncü ayı olurdu. Aramızda olurdu... Polis, polis, polis, polis..... Saat 12:30 sularında, Agos yayın yönetmeni gazeteci Hrant Dink'in geçen yıl bugün önünde vurulduğu Agos gazetesine doğru Halaskargazi Caddesi'nde yol alırken, manzara buydu... Sonra gazetenin önündeki küçük kalabalık, tıpkı Hrant Dink'e duyulan özlem gibi yavaş yavaş büyümeye başladı... Ağır matem havası, Hrant Dink'i anmaya ve adalet çağrısında bulunmaya gelenlerin çelebiliğinden eksiltmedi. Bir ara Agos yazarları, tanımadığı ama aynı kederi paylaştığım birileri apartmanın birinci katındaki gazetenin penceresinden dışarı baktılar... Sokaktakilerle penceredekiler göz teması kurdular... |
|
Devamını oku...
|
|
Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, geçen yıl silahlı saldırıda hayatını kaybettiği Agos gazetesi binası önünde düzenlenen törenle anıldı. Törene katılan binlerce kişi, Dink için adalet istedi. Gazeteci Hrant Dink için düzenlenen törene katılanlar, Halaskargazi Caddesi’ndeki Agos Gazetesi önünde öğle saatlerinden itibaren toplanmaya başladı. Gazete binası önünde silahlı saldırının gerçekleştiği yere Hrant Dink’in fotoğrafları ile “Hrant için, adalet için” yazısının bulunduğu dövizler konuldu. Törene katılanlar buraya karanfiller bıraktı ve mum yaktı. Törende, Türkçe ve Ermenice “Yiğidim aslanım burada yatıyor”, “Fırat türküsü”, “Sarı Gelin” türküleri dinletildi. Daha sonra Hrant Dink’in silahlı saldırıya uğradığı saat 14.58’e kadar Ermeni çalgısı “duduk” çalındı. Törene katılanların ellerinde Türkçe, İngilizce, Ermenice ve Kürtçe yazılı davizler taşıdığı görüldü. Bu arada, Harbiye-Osmanbey arasımdaki yol tören bitene kadar trafiğe kapatıldı. Rakel Dink: Keşke yaşasaydı da hapse girseydi. |
|
Devamını oku...
|
|
|
KAMUOYUNA DUYURU
Sendikamızın 10.12.2007 tarihli ve işyerindeki sendikal çalışmaların işveren tarafından gayrı kanuni bir şekilde engellendiği yolundaki basın açıklamasının ardından, YÖRSAN A.Ş. Yönetim Kurulu’nun gazetelere yarım sayfa olarak verdiği açıklama ilanı gerçekten ibretle ve hayretle karşılanmıştır.
YÖRSAN yetkilileri, açıklamalarıyla hem gerçekleri kamuoyunun bilgisinden gizlemekte, hem saptırmakta hem de çalışanlarına örtülü bir şekilde tehdit savurmaktadır. Yine açıklamaların ortaya koyduğu bir başka gerçek, YÖRSAN yetkililerinin demokratik ve yasal bir hak olan sendikalaşmanın özünü kavramadıkları gibi, saygı da duymadıklarıdır. YÖRSAN yetkililerinin yaptığı açıklama karşısında Sendikamızca aşağıdaki hususların bir kez daha kamuoyuna açıklanmasına ve yaşananların içyüzünün anlatılmasına gerek duyulmuştur.
1-Herşeyden önce işverenin “bir takım kişiler” diye vasıflandırdığı kişiler, Anayasa, evrensel hukuk normları ve çalışma yasalarınca güvence altına alınmış bulunan sendikalaşma-örgütlenme hakkını kullanmak isteyen YÖRSAN işçileridir. Yine işverence “iş barışına zarar verecek bir takım faaliyetler” olarak tanımlanan faaliyetler de örgütlenme faaliyetleridir. İşveren açıklamasında, tamamen yasal bir faaliyet olan “sendikalaşma” adını bile kullanmaktan kaçınırken, aslında “sendikal örgütlenme” fikrini ve bu hakkı kullanma özgürlüğünü hazmetmekten ne kadar uzak olduğunu ortaya koymaktadır.
2-Örgütlenme hakkı demokratik, kaynağını Anayasa’dan alan ve her çalışanın özgürce kullanabileceği, teminat altına alınmış bir haktır. İşverenin, “ben işçinin hak ve hukukunu koruyorum” demesi, buna inanması, ya da gerçekten böyle olması, sendikalaşma hakkının kullanılmasını engellemenin ne mazereti ne de gerekçesi olabilir. Aksi bir tutum ya da yaklaşım, hukukun üstünlüğü ve demokrasi ilkelerinin rafa kaldırılması; bunun da ötesinde faşizan bir bir yönetim anlayışının kabulü anlamına gelir ki; modern ve medeni bir ülkede bu tür bir uygulamanın asla yeri yoktur.
3-İşveren yetkilileri, “bu tür faaliyetlere izin verilmeyeceğini” alenen ve basın yoluyla açıklarken, suç itirafında bulunmaktadırlar ve bu eylemleri Türk Ceza Kanunu ile 2821 sayılı Sendikalar Kanunu çerçevesinde soruşturma ve yaptırımı gerekli kılmaktadır. O nedenle resmi görevlilerin bunu ihbar kabul ederek derhal yasal işlemleri başlatması gerekir.
4-YÖRSAN işvereni, aba altından sopa göstererek, işçilerini tehdit etmektedir ve bu da ayrıca suç teşkil etmektedir.
5-YÖRSAN işletmesinde yaşananlar, fazladan hiçbir yorum ve açıklamaya yer bırakmayacak kadar açıktır. YÖRSAN İŞÇİLERİ SENDİKALAŞMAK İSTEMEKTEDİR. YÖRSAN İŞVERENLERİ DE SALT BU NEDENLE MÜTHİŞ BİR İŞÇİ KIYIMI GERÇEKLEŞTİRMİŞLERDİR.
6-TEKGIDA-İŞ Sendikası ve YÖRSAN işçileri olarak, sendikalaşma hak ve özgürlüğümüzden, kabadayılıklar ve baskıcı yöntemlerle vazgeçeceğimizi umut eden ya da bekleyenleri hayal kırıklığına uğratmakta kararlı olduğumuzu ve mücadelemizde sonuna kadar direneceğimizi, işveren yetkilileri bilmek zorundadır.
7-Yine belirtmek gerekir ki, “demokrasi” kavramının yakınından bile geçmeyen bir anlayışa sahip işveren yetkililerinin, Kurtuluş Savaşı ortamında bile “demokrasi” yi işleten Yüce Atatürk’ün adını kullanarak kendini temize çıkarma çabalarını, hayretle, ibretle ve esefle karşılıyor, takdiri yüce kamuoyuna bırakıyoruz.
YÖRSAN işveren yetkililerini, çalışanlarının sendikal haklarına saygılı davranmaya ve işten çıkarılan üyelerimizi derhal işe başlatmaya bir kez daha davet ediyoruz. Örgütlenme mücadelemizi bu tür baskılarla sindirmenin mümkün olmadığını da bir kez daha hatırlatmayı görev sayıyoruz. Kamuoyunun bilgisine sunulur.
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI GENEL YÖNETİM KURULU |
|
|
 
Crayon Physics Deluxe, fizik kurallarına sadık kalarak, şekiller çizerek oynan bir oyun. Şimdilik tamamlanmamış olsa da Buradan indirebileceğiniz deneme sürümüyle de oldukça keyifli bir kaç bölüm oynayabilirsiniz. Ancak deneme sürümünde sadece dikdörtgen ve daire şekilleri çizebiliyoruz. Tamamlandığında arabalar, yaylar, merdivenler gibi karışık şekillerle bulmacaları çözmeye çalışacağız. Oyunun yapımının bitmesini iple çekiyoruz. Oyunun anasayfası : http://www.kloonigames.com/crayon/ |
|
|
BASIN AÇIKLAMASI (17 Ekim 2007 – Ankara) Saygıdeğer basın mensupları; Türk Telekom’un toplu iş sözleşmesi görüşme sürecinin başından beri takındığı tavrın ne anlama geldiğini bugün anlıyoruz. Aslında Türk Telekom bu tavrı ile adım adım Sendikamızı grev kararı almaya ve uygulatmaya zorlamıştır. Ancak iki defa yargıdan dönen tarife örneğinde olduğu ve her zaman yaptığı gibi Türk kamuoyunu ustaca yanıltma tavrını burada da sergilemeye çalışmaktadır.
Türkiye Haber-İş Sendikası kurulduğumuz 1962 yılından bugüne kadar 45 yıllık geçmişinde başta Anayasa olmak üzere Sendikalar Kanunu toplu iş sözleşmesi ve diğer yasalar düzenlemelere ve toplum hassasiyetlerine bağlıdır. Türkiye Haber-İş Sendikası olarak varlığımızın Türk Telekom A.Ş.’nin varlığına, karlılığına ve verimliliğine bağlı olduğunun 45 yıldır farkında bulunduğumuz gibi bugün de Türk Telekom’u yeni satın alan sermayeden daha fazla bu bilince sahip olduğumuz muhakkaktır. Sendikamız bilindiği ve kamuoyunca yakından takip edildiği üzere dünden bugüne sahip olduğu sendikal anlayış çerçevesinde milli ekonomi ve toplumsal barışı savunmayı esas alan bir anlayışa sahiptir. Bu anlayış içerisinde olan Türkiye Haber-İş Sendikası ve onun üyeleri, işyerine zarar verecek her türlü düşüncenin ve eylemin karşısında olma karalılığındadır.
Toplu iş sözleşmesi işyerinin hukukudur. İşveren ile birlikte bu hukuku oluşturma gayreti içindeyiz. Toplu iş sözleşmesine ulaşım yollarından bir tanesi yasal olarak uygulanan grevdir. İşverenimiz de bu hakka saygılı olduğunu ifade etmektedir. Bu söylem doğru ise işveren, grevi erteletmek, grevdeki işçilerimizin ve kamuoyunun kafasını karıştırmak yolundaki hareketlerden kaçınmalıdır. Bilinmelidir ki grev kırıcılığı yasalar karşısında bir insanlık suçudur. Şirket varlıklarına karşı yapılan SABOTAJLAR ülkemizin içerisinde bulunduğu hassas koşullar dikkate alınarak gözlenmeli, değerlendirilmeli ve suçlular her halde bulunup cezalandırılmalıdır. İşverenimizin ifade ettiği gibi üyelerimizin “birçoğu” değil tamamı bu sabotajlardan üzgündür, yapılanları lanetlemektedir.
İşveren tarafından yapılan açıklamalarda grevin sendikamızca adeta zorlandığı ifade edilmiştir. Sendikamız grev hakkını kullanmayı, yıllarca sendikal mücadeleler verilerek kazanılmış haklarını korumak, günün şartlarına göre geliştirmek ve sendikal örgütlülüğünü devam ettirmek için en son çare olarak ortaya koyacağı bir anayasal hak olarak görmektedir. Sendikamızın bu uyuşmazlığı masa başında çözme gibi bir temel amacı olmasa idi uyuşmazlık sürecinin birçok aşamasında uyuşmazlığı sonlandırıp greve gitme noktasındaki yasal haklarını kullanabilirdi.
Basınımızın değerli mensuplarına ve kamuoyuna saygıyla duyurulur. |
|
| | << Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1 - 20 Toplam: 35 |
|
Kim Online
|